Kimyasal Gebelik


Kimyasal Gebelik Nedir?

Kimyasal gebelik hamilelik sürecinin tüm testler sonucu pozitif çıkması ancak ilerlemeden kendi kendine hamileliğin sonlanması anlamına gelmektedir. Özellikle ülkemizde pek çok kadının çok sık yaşadığı durumlardan biri olan kimyasal gebelik, adetin geciktiği ilk günlerde yapılan testlerde pozitif çıkar ancak gebelik kendiliğinden sona ererse bu pozitiflik bir anlam ifade etmez. Bu neden ile adet gecikmelerinde en az 1 hafta sonra gebelik testi yapılmalıdır, en doğru sonuç bu şekilde elde edilebilir.

Kimyasal Gebelik Neden, Ne Zaman Olur?
* Kimyasal gebelik yumurtanın olması gerektiği gibi sağlıklı şekilde döllenmediği durumlarda oluşur, sağlıklı şekilde döllenmeyen yumurta rahimde tutunamaz ve kanama ile dışarı atılır, gebelik sona erer.
* Rahimde tutunamayan ve sonlanan gebelik sonucu ortaya çıkan embriyo ise adet kanamalarıyla birlikte vücuttan atılır.
 
Kimyasal Gebelik Belirtileri?
* Bir çok kadın adetin kısa süreli gecikmeleri yaşandığında gebelik testi yapmaz. Oysa kimyasal gebelik belirtileri arasında en önemlisi adet gecikmesidir. Bir kaç gün kadar geciken adetkanamaları kimyasal gebeliğin gerçekleştiğini ve düşük ile sonlandığını gösterir. Genellikle hekimler bu durumu düşük olarak nitelendirmemektedir.
* Hamilelik ihtimali üzerine doktorlarına başvuran anne adaylarınınkan değerleri incelendiğinde, kanda yer alan beta hcg değerinin, iki günde bir neredeyse iki katına kadar artması gerekmektedir.Kimyasal gebelik durumunda bu artış görülmez ve dışarıdan bir müdahale olmaksızın gebelik kendiliğinden sonlanır.
* Yaygın bir çok inanca göre kimyasal gebelik gerçekleştikten sonra hamileliğin daha güç hale geleceği düşünülür. Ancak doktorlar tarafından yapılan açıklamalara göre, kimyasal gebelik sonrası adet geçiren kadınların daha sağlıklı olduğu ve doğuma daha yatkın olduğudur.
Not: Bu durum, dış gebelikle çoğu kez karıştırılmaktadır, ancak burada nitelik bakımından çok büyük farklılıklar görülmektedir. Dış gebelik durumunda hcg değerleri sabit olur ve düzenli şekilde yükselişlerine devam ederler, oysa kimyasal hamilelik tedavisi sırasında kandaki beta hcg değeri sürekli olarak düşüş gösterir.
* Ayrıca üst üste kimyasal gebelikler yaşanabilir, dünya üzerinde yaşayan pek çok kadında sürekli oluşmakta ancak farkına bile varılmadan adet kanamalarıyla vücuttan atılmaktadır. İleriki hamileliklerde risk oluşturacak bir durum değildir.
 
 

Göbek Bölgesinde Üşüme

Sadece göbeğinizin üşüdüğünü hiç hissettiniz mi ?
Bunun sebebini öğrenmek için doktora gittiniz ve bir şeyiniz çıkmadı mı ?
Bunun birkaç önemli sebebi olabileceği gibi geçici bir şeyde olabileceğinden korkmayın.
Bu üşümeye eşlik eden aşağıdaki şeyler mevcutsa;
Ayaklarınızı sıcak tutun.
İsal varsa bol bol su için.
kasıklarda ağrı yada idrardan yanmada varsa İdrar yolu iltihabınız olabilir. bu konuda bir üroloji uzmanına gözükün.
Gaz da eşlik edebilir. Bu durumda 1 hafta nohut fasülye tarzında gaz yapan yiyeceklerden uzak durun.
İBF olabilirsiniz. İBF = hassas bağırsak sendromu bu konuda biz uzmana gözükün.
Bu göbek üşümesi genelde soğuk havalarda olur.
 
 
 
 
 

Cipro 750 mg Alerjisi

Yaşanan bir alerji örneğini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Cipro 750 mg içildikdikten 30-35 dk sonra boğaz da meydana gelen para büyüklüğünde bir su toplaması meydana geldi.
Daha sonra yüzde minik kızarıklıklarla kaşıntı başladı.
Hastanede alerji iğnesi vurulmasına rağmen 3-4 gün boğazda ara ara kaşınma geçmedi.
İlaçları kullanırken lütfen doktora danışmadan ve söylenen miktardan fazla kullanmayınız.

Zayıflamak için neler yapılmalı

Çok sık diyet yaptınız fakat hala zayıflayamıyor yada aç kalamıyorsanız size kendi denediğim bir yöntemden bahsetmek istiyorum.
Bunu yaparken tansiyon şeker vb. hastalıklarınızın olmaması çok önemli !.
Sabah uyadınız güzel bir kahvaltı yapın. Abartmanıza gerek yok . Ama ne istiyorsanız yiyin.  sadece biraz az ekmek iyi olabilir.
Gün içinde toplamda 5-6 bardak su içeceksiniz. bunların 3 su 3 maden suyu içebilirseniz sizin için daha iyi olucaktır.
Şeker çikolata yemeyin demicem . Canınız ne istiyorsa döner bile yiyebilirsiniz. Fakat saat 18:30-19:00 a kadar bunu yapın.
Yani akşam saat 7 den sonra su dışında hiç birşey yemeyeceksiniz ve içmeyeceksinz.
2 hafta bu şekilde beslendikten sonra bünyeniz buna alışmaya başlayacak. 2 ayın sonunda minumum 6 kilo vermiş olacaksınız. Bu kilo çok az demeyin. Çünkü  daha önce ki yaptığınız diyetler ayda size 4 kilo verdirdi diyelim. Ama hızla geri aldınız . Oysaki bu kalıcı bir kilo oluyor;) yürüyüş yaparak bu söylediklerimi gerçekleştirirseniz daha sıkı bir vücuda sahip olursunuz. Ben verdiğim kiloları bunları yaparak 5 senedir geri almadım. Akşamları 7 den sonra yememe  kuralımı soruyorsanız . Artık bir gün yesem diğer gün yemiyorum. Yinede bünye alıştığı için 7 den sonra zaten birşey yiyemiyorsunuz :))
Deneyin 🙂

Limon kabuğunun faydaları

Cilt kanseri riskini önler: Yapılan bir araştırmada, limon kabuklarında bulunan “D-Limonene” adlı maddenin çok güçlü bir cilt dostu olduğu belirlenmiştir. Limon kabuğundaki Bu madde tümör gelişimini engelleyerek cilt kanseri riskini önemli ölçüde düşüren bir bileşendir.

Amerika’da yılda 200.000’den fazla insan cilt kanserine yakalanıyor. Bu sorun son yıllarda ülkemizde de çok artış göstermeye başladı. Cilt kanseri, güneşin parladığı her yerde kendini gösterebilir. Yüzünüzde, kulaklarınızda, ellerinizde ve dudaklarınızda oluşabilir. Limon kabuğundaki “D-Limonene” sayesinde bu riski düşürmek sizin elinizde.

Kalbi rahatlatır: Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri öldürür ve kalbi rahatlatır. Yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konmuştur. Limon kabuklarının bu özelliği içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.

Karaciğere yararlıdır: Özellikle alkol alanlar için olmazsa olmazlardandır. Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır, mide asiditesini giderir ve balgam söktürücü etkisi vardır.

Sinirleri yatıştırır: Kalp hastalıkları ve kanseri önlemede etkilidir. Özellikle cilt kanserine karşı bir kalkan oluşturur. Cildi güzelleştirici ve sinirleri yatıştırma özelliğine de sahiptir.

Nasıl tüketmeli?

Limon kabuklarını yemeklere az miktarda katabilirsiniz. Kabukları çayınıza ilave ederek çayı lezzetlendirebilirsiniz. Makarna sosuna limon kabuğu rendesi eklemek iyi bir alternatif olabilir. Rendelediğiniz limon kabuklarını salatanıza, yaptığınız keklere ve kurabiyelere de ekleyebilirsiniz.

Kahve ve Çayın yararları

İsveç ve Finli nörologlar, 10 yıllık bir çalışma sonucunda kahve içmenin, Alzheimer oluşma riskini yarı yarıya azalttığını bulmuşlardır. Kahvenin
içerdiği kafein maddesinin, Alzheimer oluşumunda rol oynayan beta amiloid birikimini önemli ölçüde azalttığı ve böylece Alzheimer gelişmesini
önlediği tahmin edilmektedir. 10 yılı aşkın bir zamanda 1400 gönüllü hasta üzerinde yapılan çalışmalar, günde 3-5 fincan kahve içenlerde,
içmeyenlere göre %50 oranında Alzheimer oluşma riskinin azaldığını belirlemiştir. Kahvenin çok miktarda içinde barındırdığı kafein, sinir sisteminin
düzenleyici bir uyaranıdır. Unutkanlığı toparlayıcı ayrıca hafıza ve önbellek fonksiyonları üzerinde olumlu etkileri vardır. Zaten asırlardan beri bir çok
insan, zinde ve uyanık kalmak için her gün kahve içmektedir. Kahvenin aynı zamanda diyabet hastalığı, Parkinson ve karaciğer hastalıkları üzerinde
de koruyucu rol oynadığı iddia edilmektedir.
1 fincan kahve = 5 bardak çay
Henüz çayla Alzheimer hastalığı arasında ilişkiyi izah eden bilimsel bir çalışma olmamakla beraber, kahve gibi çayın da hafıza fonksiyonları
üzerinde olumlu etkiler gösterdiği söylenebilir

Doğru Tansiyon Ölçümü

Tansiyonu ölçülecek kişilerde başlangıçta her iki koldan da ölçmek gereklidir. Hangi koldan okunan değer yüksekse, takip de artık hep o koldan yapılmalıdır. Bu itibarla, halk arasında tansiyonun hep sağ koldan veya kalbe yakın denilerek hep sol koldan ölçülmesini savunan görüşlerin her ikisi de yanlıştır. Aslında çoğu kişide iki kol arasında 3-5 mmHg’dan fazla fark yoktur. Ancak kol damarlarındaki kan akımının farklılığına bağlı olarak farkın daha yüksek olduğu kişilerde tansiyon ölçümü için doğru kol, tansiyonun daha yüksek okunduğu koldur. Sonraki takiplerde artık sadece o kol kullanılmalıdır. devamı için tıklayınız.

KARACİĞERİ TEMİZLEYEN BESİNLER

Sarımsak
Sarımsak çok keskin kokuludur. Küçücük miktarda sarımsak bile karaciğer enzimlerini uyararak, toksinlerin vucuttan dışarıya atılmasını sağlar. İçeriğindeki “alisin” ve “selenyum” karaciğerin temizlenmesine yardım eder.
Greyfurt
Eğer gece oldukça fazla alkol aldıysanız, kahvaltınızda greyfurdu meyve olarak veya sıkılmış halde bulundurmanız mükemmel olabilir. Greyfurt içeriğindeki yüksek miktarda “C vitamini” ve “antioksidantlar” sayesinde karaciğerin doğal yolla hızlı bir şekilde zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
Elma
Elmanın içinde yüksek miktarda bulunan “pektin” maddesi, sindirim aşamasında vucudu toksinlerden arındırılarak temizlenmeye ve karaciğerin işini kolaylaştırmaya yarar.
Limon ve Lime
Bir bardak su içine sıkılmış limon veya lime suyu, karaciğerden toksinlerin atılmasına yardımcı safranın uyarılmasını sağlar.
Pancar ve Havuç
Bu sebzelerin içeriğinde bulunan “flavonoidler” ve “beta karoten” karaciğerin çalışmasını ve sağlıklı bir şekilde çalışmasını destekler.
Yeşil Yapraklı Sebzeler
Eğer karaciğerinize ve vücudunuza genel bir detoks yapmak için yardımcı arıyorsanız, yeşil yapraklı sebzeleri yemek yapacağınız en iyi seçimlerden olur. Üzerinde bulunan yüksek miktardaki “klorofiller” kendi üzerindeki toksinleri de emebilir ve ağır metal, kimyasallar, pestisitleri nötralize ederek karaciğerin ciddi anlamda rahatlamasına ve dinlenmesine destek olur. Ispanak, roka, karahindiba en iyi seçeneklerdir.
Avakado
Avakodo yemek, karaciğerin vücuttan toksinleri temizlenmesi için “glutation” üretimine yardımcı olur. Yapılan çalışmalarda düzenli olarak avakado tüketenlerin daha sağlıklı bir karaciğere sahip olduklarını göstermiştir.
Tam Tahıllar
Tam tahıllardaki yüksek “B vitaminleri” karaciğer sağlığı ve fonksiyonları için oldukça yararlıdır. Beyaz un yerine mümkün olduğu kadar tam tahıllı besinleri tüketmeye özen gösterin.
Zerdeçal
Zerdeçal Hint yemeklerinde sıkça kullanılan, yemeğe sarı rengini veren bir baharattır. Enzimlerin karsinojenleri detoksiye etmesine ve serbest radikallerin karaciğere zarar vermesini engelliyen güçlü bir özelliği vardır.
Ceviz
İçindeki yüksek miktardaki “arjinin”, “glutation” ve “n-3 yağ asitleri” karaciğerin temizlenmesine yardımcıdır. En iyi şekilde faydalanmak için yutmadan önce iyice çiğnemeye özen gösterin. (alıntıdır.)